• Gazete Manşetleri

logo

reklam
18 Eylül 2017

ALEVİLERDEN “MÜFREDAT” TEPKİSİ!

Malatya Alevileri, “Gerici Değil; Bilimsel, Laik, Anadilinde Eğitim! Şeriat değil, Demokratik
Türkiye İstiyoruz” diyerek yeni oluşturulan müfredata tepkilerini gösterdi.

PSAKD ve Malatya Eğitimsen tarafından yapılan ortak açıklamaya, Eğitimsen Malatya Şube
Başkanı Tarık Kaya, PSAKD Malatya şube Başkanı Mehmet Topal ve dernek ve sendika
üyeleri katıldı. Kurumlar adına açıklamayı okuyan Mehmet Topal, konu ile ilgili şu
değerlendirmeler yer verdi;
“15 yıllık iktidarı boyunca başka kimlikleri yok sayan ve Türk- İslam olmayanları kendi
potasında asimile etmeye çalışan AKP, geldiğimiz son aşamada eğitimi tamamen tekçi ve
mezhepçi bir hale büründürmüştür. 15 Temmuz darbe girişimi sürecinden sonra sözde FETÖ
ile mücadele adı altında art arda yayınladığı KHK’lar ile kendine muhalif olan kamu
çalışanlarını özellikle de demokratik-laik bilimsel- anadilinde eğitim isteyen Eğitim-Senli ve
çoğu Alevi olan öğretmenleri görevlerinden ihraç ederek, gözaltına alıp tutuklayarak, geriye
kalanları ise baskılarla sindirmeye çalışarak, getirmek istediği şeriatçı
eğitim sisteminine ortam hazırlamıştır.

Yeni din dersi müfredat taslağı bilimsellikten uzak, tamamen ideolojik kaygılarla
hazırlanmıştır. Yapılan bu değişiklikler farklı inanca sahip toplumları hiçe sayarak kendi
ideolojisini zorla dayatmaktan başka bir şey değildir. Açıkçası AKP, kendi ideolojisi
çerçevesinde bir müfredat oluşturarak Osmanlıcılık hayallerini gerçekleştirmek
istemektedir. Cihad’ın bir ibadet olarak gösterilmesi, cin, şeri, tesettür, talak,
imam nikâhı gibi kavramlara yer verilmesi bu hayalin ürünüdür. Laik devlet yapısından
ümmet esaslı, şeriata giden bir temellendirme söz konusudur.

Yeni müfredatta MEB’in tarif ettiği Alevilik, gerçek Aleviliğe değil de;  Aleviliğin
götürülmek istenildiği yere hizmet eden bir anlayıştadır. Yüzyıllardır baskıyla, katliamla
bitirilemeyen Aleviler, AKP iktidarı döneminde Alevilik öldürülerek bitirilmeye
çalışılmaktadır.

Alevilikte Cihada ve şeriata yer yoktur. Bizim inancımız 72 millete aynı nazarda bakan,
sevgiyi, barışı, hoşgörüyü temel alan, bilimle gidilmeyen yolun karanlık olduğu bilincini
taşıyan ve İnsanı kutsayan bir inançtır. Şimdi 5. Sınıftan itibaren 9-10 yaşındaki
çocuklarımıza ebeveynlerin rızası olmadan cihadı, şeriatı öğretecekler. Bunu kabul etmemiz
elbette ki mümkün değildir.

Yeni müfredatta Alevilik inanç değil, tasavvufi yorum olarak verilmiş ve kültürel-folklorik bir
unsur olarak görülmüştür. Cemevlerimiz ibadethane olarak görülmemiştir.
Yeni müfredatta Aleviliğe yer verilmesinin sebeplerinden biri Aleviliği kendi belirledikleri
kalıba sokarak daha rahat bir şekilde asimile etmek, ikinci bir neden de ilgili AİHM karalarını
boşa düşürmektir.

Kaldı ki Aleviliğin ders kitaplarına koyulması biz Alevilerin talebi değildir. Bizim talebimiz
zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündedir. Bizler yıllardır bu derse itirazlarımızı
sürdürürken 2009-2010 yıllarında yapılan Alevi çalıştaylarının daha ilkinde Memur Sen
başkanının Alevi çocuklarının İmam Hatip Liselerine yerleştirilmesi ve Alevi
dedelerinin Hac’ca gönderilmesi önerisiyle başlayan süreçte,  4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte
adı seçmeli, kendisi valilik, milli eğitim ve okul idarelerinin baskısıyla zorunlu  seçmeli din
derslerinin getirilmesi, TEOG sınavıyla Alevi çocuklarının İmam Hatip Liselerine
yerleştirilmesi, çoğu okulun, özellikle de Alevlerin yoğunluklu yaşadığı bölgelerdeki
okulların İmam Hatip Liselerine dönüştürülmesi, Anayasanın 24. Maddesini bağlayan 90.
Maddesine uyulmaması, konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ve AİHM
kararlarının hiçe sayılması bizleri bu noktaya kadar getirmiştir. Şu anki gerici
müfredat, Alevilerin sorunlarına çözüm için yapılan ama özünde asimilasyonu
hedefleyen Alevi Çalıştaylarının ürünüdür.

Eğitim sistemindeki diğer olumsuz gelişme ise MEB e bağlı yetkilerin Diyanet İşleri
Başkanlığı ile paylaşılacak olması ve vakıfların eğitim faaliyetlerinin Diyanet İşleri
Başkanlığının   kontrolüne geçecek olmasıdır. Bu, MEB in devre dışı kalması, mali
yönden toplam 8 bakanlığın bütçesine sahip olan Diyanet İşleri Başkanlığı yönetimsel
anlamda da resmi olarak eğitim sistemini tamamen ele geçirmesi demektir. Bu eğitim ile
başladı, yakında sağlık konusunda da bu tür değişiklikler yapılacaktır. Her konuda yorum
yapan, fetvalar veren Diyanet İşleri Başkanlığı, aslına bakıldığı zaman gizli başbakanlık
rolünü üstlenen bir görüntüye bürünmüş durumdadır. Din dersleri başta Alevilerin olmak
üzere ülkenin demokrat, devrimci, ateist, laik insanları, hatta Hanefi mezhebinde

olmayan Sünni vatandaşlar için çok büyük bir sorun haline gelmiştir. Şimdiye kadar zorunlu
din derslerinden muafiyet için okullara verilecek bir dilekçeyle başlattığımız mahkeme
sürecinin sonunda bu dersten çocuklarımızın muaf olmasını sağlayabiliyorduk.
Çocuklarımızın okullarına vereceğimiz binlerce dilekçeyle bunun önüne geçebilirdik fakat bu
dilekçelerin çoğalması lise ve üniversite giriş sınavlarına Din Dersi sorularının eklenmesi ve
bu dersin öneminin artırılması nedeniyle çok sınırlı kalmıştır. Bu konuda atılan her adım,
siyasi iktidarın ürettiği politikalarla boşa düşürülmeye çalışılmıştır. Şimdi ise neredeyse her
ders din dersi, okulların büyük çoğunluğu ise İmam Hatip olmuştur. Eğitim ise top yekûn
koyu bir dinselliğe dönüşmüştür.

Siyasi iktidar, demokratik-Laik bir ortamda herkesin kendi inancını rahatça yaşayacağı bir
ortam yaratmak yerine, dinle uyuşturulmuş itaatkâr insan tipi yaratmak arzusundadır. Bu
nedenle yaşamımızın her alanını kuşatma altına almıştır. Şeriatı hedeflemektedir, böyle bir
eğitim müfredatıyla da geleceğimizi kuşatma altına alarak kendinden olmayanları zor
kullanarak iktidarını sağlamlaştırmak istemektedir. Böyle bir müfredat ülkemizde yaşayan
farklılıklar arasında derin uçurumlar açılması, kutuplaşmaların had safhaya
ulaşması ve çatışma demektir. Biz çatışma değil, herkesin huzur içinde yaşayacağı ve kendini
rahatça ifade edebileceği demokratik bir ülke; laik, bilimsel eğitim istiyoruz. Şimdiye kadar
bunun için mücadele ettik, bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Ülkemizi karanlık bir tünele sürüklemek isteyen anlayışa ve rejim değişikliğini hedefleyen
eğitim sistemine karşı bu ülkenin aydınlarını, demokratlarını, devrimcilerini, laik düşünen her
kesimini birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.

Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri olarak bu konuda çalışmalarımız tamamlanmış
olup,  yeni mücadele hattımız belirlenmiştir. İlerleyen zamanlarda halkımızla ile
paylaşılacaktır”

 

Etiketler:
Share
501 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ